Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) önderliğinde başlatılan ve ülkemizin tüm sorunlarıyla yakından ilgilenen Baktadın’da içinde yer aldığı, Türkiye’de iç pazarı canlandırmayı amaçlayan “Kriz Varsa Çare de Var” seferberliğinde beşinci ve son mesaj açıklandı. Toplamda 5 ayaktan oluşan, ilk olarak “Eve Kapanma Pazara Çık”, ikinci olarak “Kimse İşini Kaybetmesin”, üçüncü olarak “Güven ve İstikrar”, dördüncü olarak “Gücüne İnan” mesajları verilen kampanyanın beşinci ve son mesajı “Biri varsa hepsi var; Üretim, istihdam, tüketim” oldu. Kampanya, çeşitli projelerle sürdürülecek.
Ülkemizde iç pazarı canlandırmayı hedefleyen TOBB, TÜRK-İŞ, HAK-İŞ, TESK, TİSK, KAMU-SEN, TİM, TÜSİAD, MÜSİAD tarafından başlatılan, TÜRKONFED, AMPD, Ankara Giyim Sanayicileri Derneği, DEİK, TİKAD, BMD, TÜMSİAD, BAKTAD, MOBİSAD, OSBÜK tarafından kurumsal destek gördü
TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu 3. toplantıda şunları belirtmişti:
"Bundan iki hafta önce, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve Türkiye'nin en büyük sivil toplum kuruluşları olan HAK İŞ, TÜRK İŞ, TESK, TİSK, KAMU SEN, TÜSİAD, MÜSİAD ve TİM'in katılımıyla"Kriz varsa çare de var!" seferberliği başlatmıştık. Platformumuz, TÜRKONFED, AMPD, DEİK, TİKAD, TÜMSİAD, BAKTAD, MOBİSAD ve OSBÜK'ün katılımıyla genişledi. Bakınız platformlara sığmaz hale geldik.
Üreten Türkiye Platformu'nun bütün katılımcılara açık olduğunu bir kez daha tekrarlamak istiyorum. Bugün, kampanyamızın Türkiye'nin dört bir tarafından katılımlarla büyüdüğünü görüyoruz. Türkiye'nin dört bir yanı afişlerle süslendi. Şehirlerin Belediye Başkanları, Valileri, Oda Başkanları beraberce sokaklara çıkıyorlar, alış veriş yapıyorlar. Malatya'da, Denizli'de, Artvin'de, Diyarbakır'da, Yozgat'ta, Tokat'ta, Ağrı'da, Trabzon'da, bugün Ankara ve Erzincan'da herkes seferber olmuş durumda. Bir ve beraber olarak Anadolu krize meydan okuyor. Kendilerine huzurlarınızda teşekkür ediyorum
Bildiğiniz üzere kampanyanın ilk mesajı olarak tüketicilere "eve kapanma pazara çık" dedik. İkinci haftanın sloganını, "kimse işini kaybetmesin" olarak belirledik. İlk iki haftayı geride bırakırken tüm sektörlerden, her ölçekte çok sayıda firmanın, kampanya afişlerini gerek işletmelerinde, gerekse reklamlarında kullandıklarını görüyoruz. İlave indirimler başlattıklarını memnuniyetle izliyoruz. Göle attığımız taşın etkilerinin dalga dalga yayıldığını görmek bizleri memnun ediyor.
Her ülke için, yaşanan küresel kriz ortamından çıkışta anahtar sözcük güvendir. Zira işsizler ordusunun büyüdüğü, firmaların kapandığı ülkelerde, insanlar ayaklarının altındaki zeminin kaydığı hissine kapılır. Yani yarınına güvenle bakamaz. İnsanların yarına olan güvensizliği, çaresizlik duygusunu besler. Kısaca, kısır bir döngü yaşama hâkim olur. İşte bu masanın etrafında oturan bizler, ülkemizin böyle bir kısır döngüye girmesini önlemek için bir adım attık. " Kriz varsa çare de var " dedik.
İstikrar hissi ne zaman kaybolduysa bedelini çok ağır ödedik. 90'lı yılların izleri hafızalarımızdan henüz silinmedi. Başka ülkeler hızla gelişirken, istikrarsızlık sebebiyle yerimizde saydığımızı unutmadık. İstikrarsızlıkla dolu yılların ardından 2001 krizini yaşadık. Kriz ertesinde atılan olumlu adımlarla birlikte, istikrar hissinin en yaygın olduğu dönemde büyüme hızımızı yüzde 9'lara çıkarttığımızı, istikrarı kaybettiğimizdeyse yeniden yerimizde saymaya başladığımızı çok iyi biliyoruz. Bu gerekçeyle, üçüncü haftanın teması "güven ve istikrar" olsun istedik. İstikrar hissi yaygınlaşacak ki, tüketiciler gelir akımlarının devamlılığından şüphe duymasın.
Ayrıca uzun zamandan beri dile getirdiğimiz, KOBİ'lere yönelik kredi garanti desteğinin çerçevesinin belirlenmesi sevindiricidir. Bu olumlu havanın uygulama aşamasında da hiçbir sorunla karşılaşılmadan devam etmesini diliyoruz. Krizle mücadele için atılması gereken adımları tamamlamış değiliz. Özellikle, iç pazarı hareketlendirmek için önlem almaya devam etmeliyiz. ÖTV ve KDV indirimlerine devam edilmelidir. Özellikle, mevsimsel olarak talep artışı beklenen sektörlerde söz konusu uygulamalar başlatılmalıdır.
Otomotiv sektörüne getirilen vergi indirimleri ile oldukça iyi sonuçlar elde edilmiştir. Araba satışlarının, taşıt kredisi miktarındaki gerilemeye rağmen artması, tüketicilerin alım fırsatlarını değerlendirdiğini göstermiştir. Bu dönemde herkes kazanmıştır. Sanayicinin, tüccarın satışları artmış, tüketici istediği arabaya uygun koşullarla kavuşmuş, işçi işinden olmamış, kamunun vergi gelirlerindeki düşüş sınırlandırılmıştır. Biz, bankalar ve şirketlerimizle bu seferberlik çerçevesinde daha nelerin yapılabileceğini görüşüyor, tartışıyor ve ortak bir yol belirlemeye çalışıyoruz.
Bugün burada, pek çok konuda farklı düşünsek de, Türkiye'nin en önemli meselesinde birleşebileceğimizi gösterdik. Bugün ekonomi Türkiye'nin birinci gündem maddesi olmuştur, krize karşı çare tartışılmaya başlanmıştır, alınan önlemler hız kazanmıştır. Dünya'da bir ilk olarak, 19 farklı sivil toplum örgütüyle, çok güçlü bir sivil çare arayışını ortaya koyduk. Bu girişim krize karşı sivil bir duyarlılık girişimidir. Bu direnç çare üretmeye devam edecek. Biz kriz varsa çare de var diyoruz. Biz krize yenilmeyeceğiz diyoruz. Türkiye'nin yüzü gülecek diyoruz. Hükümetimiz toplumun bütün kesimlerine desteğini sürdürmelidir. Türkiye'nin ihtiyacı güven ve istikrardır."
''TEK GÜÇ 72 MİLYONLUK TÜRKİYE. HEDEF, BU DİNAMİĞİ HAREKETLENDİREREK EKONOMİK GÜCÜMÜZÜ KAYBETMEMEK''
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, gazetecilerin sorularını yanıtlarken, kampanya çerçevesinde her hafta ayrı bir mesaj verdiklerini hatırlattı.
Bir gazetecinin, Kamu-Sen'in protesto etmesi nedeniyle toplantıya katılmadığını söylemesi üzerine Hisarcıklıoğlu, Kamu-Sen'in üreten Türkiye'nin platformu olmaya devam ettiğini ve böyle bir durumun söz konusu olmadığını söyledi.
Hisarcıklıoğlu, geçmişte yaşanan krizlerde ihracatın, krizin daha rahat atlatılması için katkı sağladığını, bu kez küresel krizle karşı karşıya olunduğunu belirterek, şöyle devam etti: ''Elimizde geriye kalan mekanizma, tek bir güç 72 milyonluk Türkiye. Bu dinamiği hareketlendirerek, ekonomik gücümüzü kaybetmemek. Hedef bu. Bütün dünya zengin olmak istiyor siz de, biz de, 72 milyon zengin olmak istiyor. Bunun da yolu paranın el değiştirmesi. Ekonominin ana kuralı bu. Para el değiştirmeden zengin olmak mümkün değil.
Türkiye'de, 3 kesimin bulunduğunu belirten Hisarcıklıoğlu, bunları parası olup tüketen, parası olup tüketmeyen ve dar, sabit gelirli ve işsiz olan kesim şeklinde sıraladı.
Hisarcıklıoğlu, KDV ve ÖTV indiriminin eldeki ve evdeki tasarrufu ekonomiye kazandırdığını kaydederek, dar ve sabit gelirliye, işsizlere de harcama imkanı verecek mekanizmanın kurulmasına ihtiyaç olduğunu söyledi.
Kendilerinin, tüketimi arttırmak için ne olabiliri düşündüklerini ve ABD'deki harcama uygulamasını önerdiklerini anlatan Hisarcıklıoğlu, açıklanan paketin de harcama çekine benzer mekanizmalar getirdiğini kaydetti.
TOBB Başkanı, Toplum Yararına Çalışma Desteği ile 120 bin kişiye kısa dönemde iş imkanı sağlandığını, ilave istihdam ve işsizlerin meslek sahibi olabilmeleri için eğitim olanağı yaratıldığını söyledi. Hisarcıklıoğlu, ''Bu da harcama çekine benzer mekanizmalardan biri. Bunların devamına ihtiyaç var. Esas olarak insanların cebine bir miktar para girmesi ve bunu harcamaya yöneltmesiydi. Başbakanın söylediği ile bizim söylediğimiz birbirine ters düşmüyor'' diye konuştu.
DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI ALİ BABACAN
3. Toplantıda Kobileri yalnız bırakmayan, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan da, küresel kriz aşıldığında Türkiye'nin gelişmiş ülkelere göre daha az borç stoku ve daha düşük bütçe açığıyla yatırımlar açısından çok cazip bir ülke haline geleceğini bildirdi.
Babacan, Türkiye'nin çok sağlam bir bankacılık sektörüne sahip olduğunu ayrıca diğer ülkelere göre çok düşük bir borç stoku ve daha düşük bir bütçe açığı bulunduğunu belirterek, bu nedenle Türkiye'de finans sektöründe bir sıkıntı yaşanmadığını sadece dış pazarlardaki daralma nedeniyle ekonomide yavaşlama görüldüğünü ifade etti.
Ali Babacan, Türkiye'nin finans sektöründe kriz olmaması nedeniyle kamunun finans sektörünü desteklemek zorunda kalmadığını, bu nedenle makro ekonomik göstergeler açısından diğer ülkelere göre çok daha iyi durumda olduğunu kaydetti.
Babacan, küresel krizin etkilerini en aza indirmek için güven ve istikrar sloganının çok yerinde bir slogan olduğunu da vurguladı.
Adıyaman’da açıklanan beşinci mesajda ise “Biri varsa hepsi var; Üretim, istihdam, tüketim” diyen ve Üreten Türkiye Platformu adına konuşan TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu: “Krizde, hane halkı tüketimini arttıracak, düşük gelirlilerin harcama kapasitesinin geliştirecek, üretimi teşvik edecek yeni adımların atılmasına ihtiyaç var. Diğer bir deyişle gemiyi limandan çıkarmak için güçlü bir rüzgâra ihtiyacımız vardır. Bu küresel krizden çıkışta ülkeler için iç pazarın önemini pek çok uluslar arası kurumdan önce gördük ve harekete geçtik, bundan Türkiye kazandı, kampanyanın Türkiye’de çözümü tartıştırmasından, elde ettiğimiz sonuçtan memnunuz” dedi. Ülkenin içinde bulunduğu kriz ortamından ancak arz talep dengesinin yeniden yakalanmasından sonra çıkabileceğine vurgu yapan Hisarcıklıoğlu, “Her ülke için, yaşanan küresel kriz ortamından çıkışta anahtar sözcük güvendir. Zira işsizler ordusunun büyüdüğü, firmaların kapandığı ülkelerde, insanlar ayaklarının altındaki zeminin kaydığı hissine kapılır. Yani yarınına güvenle bakamaz. İnsanların yarına olan güvensizliği, çaresizlik duygusunu besler. Kısaca, kısır bir döngü yaşama hâkim olur. İşte bu masanın etrafında oturan bizler, ülkemizin böyle bir kısır döngüye girmesini önlemek için bir adım attık. " Kriz varsa çare de var " dedik” diyerek sözlerini tamamladı.
Başkanlığını Mehmet Yıldırım’ın üstlendiği tatlı sektörünün geleceğiyle ilgili önemli projeler hazırlayan Baklava ve Tatlı Üreticileri Derneği, böylesi geniş çapta ve ülke geleceğine ışık tutan bir platformda bulunarak sadece tatlı sektörüne değil ülke menfaatine olan tüm alanlarda başarı ile faaliyet göstereceğini bir kez daha hatırlatmış oldu. |